Doğa Bilimleri Tarihi Anabilim Dalının araştırma konusu nedir?
Klasik fizik tarihinde, doğa bilimleri yerine kullanılan tabîiyyât duyularla algılanan organik ve inorganik varlıklar alanında meydana gelen her çeşit oluş ve bozuluşun (kevn-fesad), değişen ve değişime uğramayan (hareket-sükûn) varlıkların ilke ve özelliklerinin nelerden ibaret olduğunu gözleme dayanarak araştıran bir ilim olarak tanımlanır. Özetle doğa bilimleri evrenin davranışlarını yöneten temel ilkeleri araştırır. Doğa bilimleri tarihi ise deneyimlediğimiz her türlü maddî varlığın doğasını anlamaya yönelik geliştirilen kuramların tarihidir.
Doğa Bilimleri Tarihi Anabilim Dalı’nda fizik, kimya, astronomi, okült bilimler gibi doğa bilimlerindeki çeşitli disiplinlerin gelişiminin tarihini, doğasını, metodolojilerini ve modellerini incelemeye odaklanılır; tarihsel olayların ve figürlerin bilimsel bilgi üzerindeki etkisi, teorilerin ve metodolojilerin evrimi, bilimsel keşifler üzerindeki kültürel ve sosyal etkiler, bilimsel disiplinler arasındaki bağlantıları ve toplum ve çevre üzerindeki etkiler incelenir. Bilimsel düşünce ve keşiflerin zaman içindeki evrimine ışık tutularak bu disiplinlerin entelektüel ve sosyal tarihi araştırılır. Bu araştırmalar bilim, tarih ve kültür arasındaki ilişkiyi keşfeder. Anabilim dalı, seçkin bilim insanları, yazma ve matbu eserler, makaleler hakkında çalışır. Analiz için ileri teknolojiler ve gelecek nesiller için doğa bilimleri tarihinin korunması da dâhil olmak üzere bilim dünyasıyla ilgili çeşitli konularda araştırmalar yürütür.
Doğa Bilimleri Tarihi Anabilim Dalının alt disiplinleri nelerdir?
Doğa Bilimleri Tarihi Anabilim Dalının alt disiplinleri arasında astronomi, fizik, kimya, yer bilimi ve okült bilimler yer almaktadır. Astronomi gök cisimleri ve olaylarına odaklanır, fizik madde, enerji ve temel kuvvetlerle ilgilenir, kimya maddenin bileşimi ve özelliklerini araştırır, yer bilimi yeryüzü süreçlerini analiz eder. Okült bilimlerde, gizlinin incelenmesi, insan çabasının sınırsızlığının ve insanın Evren'in doğasında var olan sırrı keşfetme merakının bir göstergesidir. Bu alt disiplinler doğal dünyanın ve tarihinin kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını sağlar.
Doğa Bilimleri Tarihi Anabilim Dalının amacı nedir?
Doğa bilimleri tarihi anabilim dalı, bilimsel bilginin kökenleri ve gelişimi hakkında kapsamlı bir anlayış sağlamayı, çevre sorunları, evrim ve insanın doğal dünyayla etkileşimleri üzerine süregelen çalışmalara katkıda bulunmayı, bilimsel bilgiyi belgeleme ve yayma yoluyla korumayı, bilimsel ilerlemeler ile toplumsal dinamikler arasındaki bağlantıları keşfetmeyi ve öğrencileri bilimsel fikirlerin tarihi ve etkisi konusunda eğitmeyi amaçlamaktadır. Nihayetinde anabilim dalı, doğal dünya ve onun toplum üzerindeki etkisi hakkındaki anlayışımızı ilerletmede önemli bir görev üstlenmektedir.
Doğa bilimleri tarihini okuyucuya sunma amacı taşıyan literatürde mevcut kaynakları taradığımızda, örneğin fizik disiplininde, Galileo’nun (ö. 1642) eğik atış, sarkaç ve benzeri hareketli cisimlerin matematiksel açıklamasını sunduğu modern mekaniksel kavrayış üzerine bina edilmiş pek çok modern fizik tarihi kitabının olduğunu görürüz. Ancak anlatımına Galileo ile başlayan modern fizik tarihi kitapları Galileo mekaniğini ortaya çıkaran tarihsel süreci dışarıda bırakmaktadır. Galileo’nun bir parçası olduğu Rönesans fiziği, Arapçadan Latinceye doğru gerçekleşen çeviri süreciyle aktarılan İslam dünyasındaki fizik çalışmalarına; İslam dünyasında üretilen fizik ise Yunancadan Arapçaya tercüme hareketiyle iletilen Antik Yunan birikimine borçludur. Öte yandan, maddenin yapısına dair ilk atomcu teorilerin Yunan ve Hint coğrafyasında eş zamanlı bir şekilde üretilmesi ve İslam dünyasında ortaya çıkan atomcu teorileri etkilemesi örneğinde olduğu gibi, fizik tarihindeki bilgi alışverişleri hâkim olması zor, çok yönlü bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla bir fizik tarihi anlatısında bilgiyi üreten coğrafyalar ve aralarında gerçekleşen aktarım her zaman için hesaba katılmalıdır.
Dikkat edilmesi gereken diğer bir husus, modern mekaniğin kurucu isimlerinden Newton’un (ö. 1727) 1687 yılında yayınlanan kısaca Principia olarak andığımız eserine Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri anlamına gelen bir başlık vermesi örneğindeki gibi, fiziğin temelde doğa felsefesinin ürünü bir alan olarak ortaya çıkmış olmasıdır. Dolayısıyla fizik tarihinin izlerini doğa felsefesinde aramak gerekecektir. “Doğa felsefesi ne zaman başladı?” sorusunun cevabı için ise sadece Antik Yunan’a işaret etmek yanlış bir tutumdur. Felsefe, maddenin bilgisini herhangi bir pratik amaçla ilişkilendirmeksizin, teorik soruşturmanın başladığı dönem, milattan önce altıncı ve beşinci yüzyıllar arasında Yunan, Hint ve Çin coğrafyalarında eş zamanlı bir şekilde ortaya çıkmıştır. “Maddenin özü nedir?” sorusuna bu coğrafyalardaki bilginler farklı cevaplar sunmuş, soruya verilen cevaplardan ziyade aynı soruyu sormaya devam etmekteki ısrar doğa felsefesini başlatmıştır. Özellikle Yunanlı filozofların bu soruya sunulan cevapları yazıya dökmekteki kararlılıkları, daha kalıcı ve etkin bir gelenek oluşturmalarını sağlamış, doğa felsefesi tartışmaları farklı coğrafyalarda tekâmül ederek bugünün çağdaş fizik tartışmalarına evrilmiştir.
Sonuç olarak, farklı medeniyetlerin etkileriyle antik çağlardan bugüne uzanan bir fizik tarihi anlatısı gerçekleştirerek literatürdeki eksiğin kapatılması hedeflenmelidir. Böylece bir fizik tarihi anlatısına antik Yunan’da, Çin ve Hint dünyalarında ortaya çıkan doğa felsefesi tartışmalarıyla başlanmalıdır. Antik Yunan birikiminin Yunancadan Arapçaya doğru gerçekleşen ve özellikle dokuzuncu yüzyıldan itibaren sistematik bir hale getirilen kapsamlı çeviri hareketiyle aktarılması sonucu eserler veren ilk İslam filozoflarından ve kelamcıların bu süreçte ürettiği kendilerine özgü atomcu teorilerden bahsederek devam edilmelidir. İslam dünyasında fiziğin on birinci yüzyılı Doğu ve Batı’da yüzyıllarca etkileri devam edecek zirve isimlerin eser verdiği bir dönemken, İslam dünyasında fiziğin on ikinci yüzyılı felsefenin maksadının sorgulandığı ve iç tutarsızlıklarının yazıya döküldüğü bir süreç olur. On ikinci yüzyılda kurulan işrâkî felsefe akımı ile optiğe dair problemler bu ekol ile yaygınlaşırken, on üçüncü yüzyılda ise İslam fizik düşüncesine hükmeden ve daha sonra etkisi Osmanlı dönemi boyunca devam eden bilginler söz konusudur. On dördüncü yüzyılda modern optik yeniden canlandırıldığı gibi, Osmanlı bilginlerinin en çok başvuracağı kelam metni kaleme alınarak doğa felsefesinde etkili bir kaynak haline getirilir. On dördüncü yüzyılda Selçukluların bırakmış olduğu temeller üzerinden Osmanlı ilim zihniyeti oluşur ve Osmanlı’nın doğa felsefesi/fizik tasavvuru şekillenmeye başlar. Osmanlı medreselerinde fizik ve doğa felsefesi konusu ise, büyük ölçüde yazma eser literatürüne dayanmakta olup, kişi ve eser düzeyinde tam bir dökümü mevcut olmayıp içerik açısından da henüz üzerinde çok fazla çalışılmamış bir konudur. Dolayısıyla doğa bilimleri tarihi anabilim dalında yürütülecek araştırmalar bilim tarihinde karanlık kalmış pek çok noktaya ışık tutacaktır.
Doğa bilimleri tarihi anabilim dalı hangi sorulara cevap arar?
Doğa bilimleri tarihi anabilim dalı, doğa bilimlerinin tarih boyunca gelişimi, ilerlemesi ve etkisiyle ilgili sorulara yanıt arar. Bu, sosyal bilimler ve doğa bilimleri arasındaki farkları keşfetmeyi, bilimsel düşüncenin evrimini ve toplum üzerindeki daha geniş etkilerini daha iyi anlamak için fizik ve kimya gibi alanlardaki tarihsel olayları ve gelişmeleri incelemeyi içerir. Anabilim dalının yanıt aradığı bazı özel sorular arasında Dünya'daki yaşamın kökenleri, insan faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkisi ve bilimsel keşiflerin tarihi yer almaktadır. Araştırmacılar, doğayı yöneten temel ilkeleri keşfetmeyi ve astronomi, fizik, kimya ve yer bilimi gibi dallarda bilimsel bilginin tarihsel gelişimini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, doğa bilimleri ve tarih arasındaki ilişkiyi araştıran anabilim dalı, tarihsel olayların doğa bilimlerinin gelişimini nasıl şekillendirdiğini, bilimsel keşiflerin tarihsel olayları nasıl etkilediğini ve doğa bilimlerinin tarihsel bağlamlar anlaşılmadan ilerleyip ilerleyemeyeceğini incelemektedir. Bölüm, tarih ve bilim arasındaki etkileşimin kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını sağlamayı amaçlamaktadır.
Doğa bilimleri tarihi araştırmaları neticesinde ortaya konan çıktılar nelerdir?
Doğa bilimleri tarihi anabilim dalının araştırmalarının çıktıları arasında evrenin kökeni ve evrimi üzerine çığır açan teoriler, yeni gök cisimleri ve fenomenlerin keşfi, yıldız oluşumu ve gezegen sistemlerindeki gelişmeler, bilimsel makaleler, vaka çalışmaları, denemeler, yayınlar, çalışmalar, raporlar ve bilimsel bilginin evriminin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunan veriler yer almaktadır. Bu araştırma aynı zamanda, bilimsel keşiflerin zaman içinde nasıl geliştiğine ve doğal dünyayı algılama biçimimizi nasıl etkilediğine ışık tutarak, bilimsel bilginin gelişiminin kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını sağlamaya odaklanmaktadır.
Doğa bilimleri tarihi araştırmalarının olası çıktıları nelerdir?
Doğa Bilimleri Tarihi Anabilim Dalı tarafından yürütülen araştırmaların olası çıktıları arasında bilimsel bilginin gelişimine dair yeni kavrayışlar, doğal dünya hakkında daha önce bilinmeyen bilgilerin keşfi, tarihsel olayların bilimsel bir bakış açısıyla açıklanması, bilimsel ilerlemelerin korunması ve belgelenmesi, Farklı medeniyet havzalarında içinde bilim ve tıbbın gelişiminin ayrıntılı analizi ve yorumlanması, bilimsel makaleler, araştırma makaleleri, konferans sunumları, akademik yayınlar ve iklim değişikliğinin etkisi gibi doğa bilimleriyle ilgili konulardaki bulgular, bilimsel düşüncenin evriminde çığır açan keşifler ve analizler, tarihsel bilimsel uygulamalara dayanan teknolojideki ilerlemeler ve farklı zaman dilimlerinde bilim ve toplum arasındaki ilişkinin daha derinlemesine anlaşılması yer almaktadır. Bu çıktılar, doğal dünya ve tarihi hakkındaki bilginin genişlemesine, modern toplumun şekillenmesine ve doğa bilimleri tarihi alanında gelecekteki araştırmalara ilham vermesine katkıda bulunur.
Mesela, Osmanlı klasik döneminde doğa bilimleri bağlamında konuya eğilecek olunursa, Osmanlı klasik döneminde doğa bilimlerine dair ortaya konulan eserlerin tam bir dökümünün dahi henüz çıkarılamadığı görülecektir. Doğa bilimleri tarihine katkı sunan meşşâî, işrâkî, kelâmî, menâzırî ekoller, doğa bilimlerine dair bilgiler sağlayan tıp, astronomi, enmûzec (ilimler tasnifi) türü farklı disiplinler mevcuttur. Yazma eser kütüphanelerinde harcanacak mesai ve farklı disiplinlerden bilim tarihçilerinin ürettiği projeler ile Osmanlı klasik dönem doğa bilimi tasavvuru, daha berrak bir görünüm kazanacaktır. Böylece, farklı coğrafyalardan bilginlerin ortaya koyduğu katkının hakkını veren bir doğa bilimleri tarihi anlatısı mümkün olabilecektir.
Doğa bilimleri tarihi araştırmalarında kullanılan kaynaklar nelerdir?
Doğa Bilimleri Tarihi Anabilim dalı, araştırma çalışmaları, bilimsel dergiler, tezler, fiziksel örnekler, uzmanlarla yapılan görüşmeler, tarihî belgeler, arşiv materyalleri, deneylerden elde edilen orijinal veriler, Kütüphane ve Arşiv kaynakları, akademik yayınlar, laboratuvar raporları, fosiller, DNA örnekleri, jeolojik örnekler, referans kaynakları, veri tabanları gibi çeşitli birincil ve ikincil kaynakları kullanır. Bu kaynaklar, araştırmacıların doğa bilimlerinin tarihi ve gelişimi hakkında kapsamlı bir anlayış kazanmalarına yardımcı olur.
Doğa bilimleri tarihi araştırmalarında kullanılan yöntemler nelerdir?
Doğa tarihi anabilim dalı, arşiv araştırması, birincil kaynakların analizi, tarihsel metinlerin karşılaştırmalı çalışmaları, akademisyenlerle sözlü tarih görüşmeleri, disiplinler arası yaklaşımlar, saha çalışması, gözlemsel araştırma, deneysel tasarım, veri analizi, anketler ve istatistiksel analiz gibi nicel yöntemler ve arşiv araştırması, vaka çalışmaları ve etnografik araştırma gibi nitel yöntemler de dâhil olmak üzere çeşitli araştırma yöntemleri kullanır. Öğrenciler ayrıca araştırmalarında ileri teknolojileri ve analitik araçları nasıl uygulayacaklarını da öğrenirler. Bu yöntemler, araştırmacıların ve öğrencilerin bilimsel düşüncenin evrimi ve doğa bilimlerindeki bilimsel teorilerin gelişimi hakkında kapsamlı bir anlayış kazanmalarına yardımcı olur.
Doğa bilimleri tarihi anabilim dalının ilişkili olduğu farklı disiplinler nelerdir?
Doğa bilimleri tarihi anabilim dalı, astronomi, fizik, kimya, yer bilimi, biyoloji, okült bilimler dâhil olmak üzere çok çeşitli disiplinlerle ilgilidir. Diğer ilgili disiplinler arasında oşinografi, çevre bilimi, meteoroloji ve ekoloji yer almaktadır. Ayrıca ekonomi, siyaset bilimi, sosyoloji, tarih, psikoloji, coğrafya, hukuk çalışmaları ve eğitim ile de bağlantılıdır. Biyoloji ve çevre bilimi gibi yaşam bilimlerinin yanı sıra kimya ve fizik gibi alanlar da kapsanmaktadır. Fiziksel bilimler, yaşam bilimleri, sosyal bilimler ve beşeri bilimleri kapsayan bölüm, doğal dünyanın ve insanın onunla etkileşiminin kapsamlı bir şekilde anlaşılmasına katkıda bulunur.
Doğa bilimleri tarihi anabilim dalının günümüzdeki yeri nedir?
Doğa Bilimleri Tarihi Anabilim Dalı, bilim ve beşeri bilimler arasındaki kesişim noktalarını araştıran multidisipliner bir araştırma birimi olarak konumlandırılmıştır. Akademik programlar, araştırma fırsatları ve fakülte danışmanlığı yoluyla öğrencileri çeşitli bilimsel alanlarda başarılı kariyerlere hazırlamaya odaklanmaktadır. Anabilim Dalı, küresel bilim insanları arasında bilimsel ilerlemeleri ve işbirliğini teşvik eden araştırma programları yönetmektedir.
Doğa bilimleri tarihi bölümünün amaçlarının, sorularının ve araştırmalarının entelektüel değeri nedir?
Doğa Bilimleri Tarihi Anabilim Dalının amaçlarının, sorularının ve araştırmalarının entelektüel değeri, bilimsel bilgi ve anlayışın zaman içinde nasıl geliştiğini inceleyerek insan bilgisinin evrimine ve bilimsel ilerlemelerin toplum üzerindeki etkisine dair kavrayışlar sağlamasında yatar. Anabilim dalının araştırmaları aynı zamanda doğa bilimlerinin entelektüel mirasının ve doğal dünyaya ilişkin anlayışımızı şekillendirmede oynadıkları rolün daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunur. Anabilim dalı, doğal dünya anlayışımızı şekillendiren temel ilkeleri ve keşifleri ortaya çıkarmakta ve doğa bilimlerindeki etik konuları araştırmaktadır. Disiplinler arası yaklaşımı, bilimsel fikirlerin zaman içindeki gelişiminin ve etkisinin daha derinlemesine anlaşılmasına olanak tanıyarak daha geniş bir entelektüel tarih alanına değerli iç görülerle katkıda bulunur.