Bilim Tarihi Enstitüsü

Vefatının 200. Yılında Şanizâde Mehmed Atâullah Anma Paneli Gerçekleştirildi

22.09.2026

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilim Tarihi Enstitüsü tarafından düzenlenen “Vefatının 200. Yılında Şanizâde Mehmed Atâullah Anma Paneli”, 21 Eylül 2026 Pazartesi günü Fatih-Semâniye Külliyesi Salih Zeki Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi.

Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Göksu’nun yöneten olduğu panelde, Osmanlı bilim ve düşünce tarihinin çok yönlü isimlerinden Şanizâde Mehmed Atâullah’ın tıp, askerî bilim, coğrafya ve denizcilik alanlarındaki çalışmaları telif ve tercüme ilişkisi çerçevesinde ele alındı.

Panelin ilk konuşmacısı, Avrupa Üniversitesi Enstitüsünde Max Weber doktora sonrası araştırmacısı olarak çalışmalarını sürdüren Dr. Yasemin Akçagüner oldu. Akçagüner, “Şanizâde Atâullah’ın Tıbbî Eserlerinde Telif-Tercüme İkilemi” başlıklı sunumunda Şanizâde’nin tıp külliyatını oluşturan eserlerin kaynakları, hazırlanış süreçleri ve Osmanlı tıp literatürü içerisindeki yeri üzerinde durdu.

Sunumunda Edhem Eldem’in, Şanizâde’nin Tarih’inin mukaddimesinde Voltaire’den yaptığı aktarımları “intihal” olarak nitelendirmesine de temas eden Akçagüner, bu değerlendirmenin dönemin telif, tercüme ve kaynak gösterme uygulamaları dikkate alınmadan yapılmasının anakronik sonuçlara yol açabileceğini belirtti. Hamse-i Şanizâde’den örnekler üzerinden Şanizâde’nin kaynaklarına kimi zaman açıkça atıfta bulunduğunu, kimi zaman ise dönemin ilmî yazım ve tercüme teamüllerine özgü bir biçimde kaynak adı verdiğini gösterdi. Bu farklılığın kasıtlı bir gizleme veya fikrî mülkiyet ihlali olarak yorumlanamayacağını; Şanizâde’nin yetiştiği ve mensubu olduğu kültürel çevrenin bilgi üretme, aktarma ve kaynak kullanma biçimleri içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Akçagüner ayrıca Şanizâde’nin yalnızca kaynak metinleri aktaran bir mütercim olmadığını; metinleri seçen, yeniden düzenleyen, farklı bilgi unsurlarını bir araya getiren ve Osmanlı Türkçesinde yeni bir tıp terminolojisinin oluşmasına katkıda bulunan bir müellif olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekti.

Panelin ikinci konuşmacısı, King’s College London Savunma Çalışmaları Bölümü doktora adayı Ahmet Tarık Çaşkurlu’ydu. Çaşkurlu, “Tıbbın Ötesinde Şanizâde: Askerî Bilim, Coğrafya ve Denizcilik Tercümeleri” başlıklı sunumunda Şanizâde’nin daha az bilinen askerî ve teknik eserlerini değerlendirdi. Özellikle Vesâyânâme-i Seferiyye ile Müfredât-ı Külliyye fî Sevâhili’l-Bahriyye üzerinden Şanizâde’nin Avrupa kaynaklarıyla ilişkisini, tercüme yöntemini ve askerî bilgi, coğrafya ve denizcilik alanlarındaki çalışmalarını inceledi.

Çaşkurlu, Şanizâde’nin bu alanlardaki çalışmalarının dönemin askerî reformları, denizcilik faaliyetleri ve teknik bilgiye duyulan ihtiyaçla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Şanizâde’nin özellikle erken dönemlerde ilmî ve bürokratik çevrelerde henüz yeterince tanınmadığını, bazı resmî kayıtlarda adının dahi yanlış yazılabildiğini ifade etti. Buna karşılık askerî ve teknik eserlerinin zaman içerisinde gördüğü rağbete dikkat çekerek Vesâyânâme-i Seferiyye’nin 1822’de Bulak Matbaası’nda basılan ilk eserlerden biri olduğunu, hatta mevcut veriler ışığında matbaanın ilk kitap yayını olma ihtimalini taşıdığını dile getirdi. Bu durumun Şanizâde’nin eserlerinin yalnızca İstanbul’daki ilmî çevrelerle sınırlı kalmadığını, Osmanlı coğrafyasının farklı merkezlerinde de dolaşıma girdiğini gösterdiğini belirtti.

Sunumların ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde Şanizâde’nin mütercim ve müellif kimliği, dönemin telif ve kaynak gösterme anlayışı, farklı eserlerinde benimsediği tercüme yöntemleri, Avrupa kaynaklarından aktarılan bilgilerin Osmanlı ilim çevresinde yeniden düzenlenmesi ve eserlerinin dolaşımı üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.

Akademisyenler, araştırmacılar ve lisansüstü öğrencilerin katıldığı panel, konuşmacılara katılım belgelerinin takdim edilmesi ve teşekkürlerin sunulmasıyla sona erdi.